2013/12/01

TUKYU THE PARADISE Mİ DEDİ ???


                                                      
                           


Yeni bir drama ile karşınızdayım :D Her zaman ki gibi canım arkadaşım Tukyu'nun önerisiyle hatta zorunluluğuyla, diziyi izlemeye başladık. ( Öyle kaliteli bir zevki var ki, bahsettiği diziyi izlemek zorunda hissedersiniz kendinizi :D ) 
İngiliz dönem filmlerini izlemişliğim oldu ama ilk kez dönem dizisi izliyorum. Açıkçası bu  kadar etkileyici bir dizi ile karşılaşacağımızı bilmiyordum. Daha ilk dakikasında ben bu diziyi izlerim dedim.
Dizi, Émile Zola'nın aynı adlı romanından uyarlama olup, 1870 lerin İngiltere'sinde, bir tuhafiye mağazası, bu mağazada çalışan kişilerin ve etrafında ki küçük esnafın yaşamlarını konu edinmiş. Konusu her ne kadar basit görünse de izlerken, böylesine basit bir konuyu nasıl güzel işlemişler, elin adamı yapıyor yaa dedirtiyor.  
Kapitalizmin yükselişini, alış-veriş çılgınlığını, hırsı, intikamı, acıyı ve içinde ne ararsanız bulabileceğiniz türden bir şey yapmış adamlar. Başrol oyuncuları Emun Elliott ve Joanna Vanderham dizide,  Mr. John Moray ve Denise Lovett adlı kişileri oynuyorlar. 

Mr. Moray: The Paradise'nin sahibi, tüm çalışanların çok sevdiği, daima işinde 1 numero olmaya çalışan, etrafındaki küçük esnafın dükkanlarını da satın alarak işletmesini sürekli büyütmek isteyen, modern, yenlikçi, işi gereği hanımları ikna kabiliyeti yüksek, biraz çapkın ama içinde derin acılar taşıyan, ölen eşine saplantı halin gelen sadakatinden dolayı zaman zaman yanlışlara düşebilen bir patrondur. Şehrin en zenginlerinden olan bir adamın kızı ile işini büyütme hırsından dolayı, evlenmek üzeredir. Kızı sevmiyor ama babasının vereceği yüklü miktarda kredinin hatırına, kızın nazına katlanıyor.

Denise Lovett: The Paradise'nin karşısında ki küçücük terzi dükkanının, sahibinin yeğenidir. Aşırı derecede kıvrak bir zekaya sahip, yeniliklere açık, girdiği ortama neşe veren, kolayca dikkat çekebilen, çok sevdiği işi tuhafiyecilikte, bir gün çok başarılı olmak isteyen, temiz, güzel ve iyi kalpli bir genç kızdır. Yaşadığı kasabadan hayallerini gerçekleştiremeyeceğini anlayarak, artık amcasının yanında kalmak için gelir ama amcanın ne işleri iyidir ne de maddi durumu... Denise amcasına yük olmamak için The Paradise' de işe başlar ve daha ilk günden hem çalışanların, hem müşterilerin, hem de patronu Moray'ın dikkatini çekmeyi başarmıştır. Tabi çalışanların, kıskançlıkları ile de başa çıkmak zorundadır. 

Bu da Moray ve Denise' nin ilk karşılaşmaları :D   


      
jonna vanderham






   


Dizinin beni en çok etkileyen yanı ise o dönem yaşantısında, kendi çocukluğumdan bir şeyler bulmam oldu. Tabi ki 1870'li yılların Britanya'sında geçmedi çocukluğum. :)) Ama arkadaşım Haticenur'un çocukken The Paradise benzeri bir maket evi, benimde Denise'nin amcasının, dükkanının neredeyse aynısı olan, bir dükkan maketim vardı. Saatlerce onlarla oyun oynardık.

                                            O maket evin orjinal hali işte bu.  Maalesef dükkanı bulamadım.
                        

                     




Yaşlı duran kişi çalışan kızlardan sorumlu, kıdemli, bir nevi işçi başı Miss.Audrey :)) Diğeri, patrona aşık, sürekli Denise'i kıskanan işçi Clara :))





Kızlar, eğer bir gün,  Mr. Moray'in Denise 'e baktığı gibi size bakan ve Deniis dediği gibi isminizi söyleyen bir Mr. çıkarsa karşınıza, Beak Sung Jo görmüş Oh Ha Ni moduna girin. :))
Doğru adam işte O :D Uyarmadı demeyin :))

gif



The Paradise'nin içi... Böyle bir yerde kim bulunmak istemez ki ??? :D



Moray adeta The Paradis'e aşık bir patron. Kendi de dahil tüm çalışanları The Paradise'nin üst katında ki odalar da kalıyorlar. Hayatları, The Paradise ile bir olmuş. Elbette çalışanları da kendi gibi manyak. :)) Paradise'nin içinde bulunmadığı, tek bir hayalleri bile yok. Denise ise birebir Moray'in dişi versiyonu. Hayalleri ve fikirleri aynı. 
Tuhafiyecilerin sadece para kazanmk için, o mesleği yaptıklarını düşünürdüm ama bu diziyle birlikte tüm düşüncem, yerle bir oldu. :) The Paradise isminde, her şeyiyle aynı, bir alış veriş merkezi açıp, sonra o işe ve iş yerine aşık olup, kapitalizmin gözüne vurası geliyor insanın fakat bize ters :D

The Paradise'nin sac ayağı, Moray'in sağ kolu ve en sadık arkadaşı, çalışanların demir başı, Denise'nin ezeli destekçisi, mantık heykeli, adeta bir iyilik kedisi : DUDLEY :D Onu es geçmek olmazdı :)) 

the paradise


Dizinin 2. sezonu yeni başladı. Bu sezon daha bir heyecanlı olacak sanırım. Çünkü Moray, The Paradise dahil neyi var neyi yok hepsini, Katherine ile evlenmekten düğün gününde vazgeçerek, Katherine'nin babasına kaptırmıştı. 

Dizinin anahtar cümlesi ''Because My Little Champion'' 











Tukyu'nun dizilerine ulaşmak için: 
http://tukyuhallyu.wordpress.com/
http://divxplanet.com/altyazi/yukleyen-Tukyu/
https://twitter.com/_Tukyu
                                                                             
                                                                       乇.乃 

4 yorum:

  1. romanı okumadım ama;
    dönem dizilerini seviyorum.izleme listemde var ama önce abbeyi bitirmem lazım.

    YanıtlaSil
  2. İzlemeye değer bir dizi. 2. sezonda bitti. Her sezon sadece 8 bölümden oluşuyor :D

    YanıtlaSil
  3. o nasıl çirkin bir adam ve o nasıl sempatik bir ilk bakış :)) izleme listeme aldım, beklemede :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bende çözemedim onu. Biraz geç oldu cevabım. Görmemişim de :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım:Sawako Kuronuma