2019/01/04

DEFTERLERİM (KIYMETLİLERİM)

Tüm bloggerlar arasında popüler olan bir kırtasiye malzemeleri aşkı var ki evlere şenlik. Tamam, çocukken herkes kırtasiyeden alış-veriş yapmayı çok sevmiştir ama dürüst olalım kaçımız büyüyünce de aynı heyecanı taşıdı?

Bir kere kırtasiye alış-verişini sevmek, heyecan duymak öyle kolilerce alınan kalem, defter, süslü püslü şeyler değildir. Kırtasiye aşkı hashtagli postlara bakın, yüzde doksanında israfın bir başka boyutu yatıyor.

Ben de kırtasiye ürünleri alırken heyecanlananlardanım ama asla ihtiyacım dışında fazla fazla almayı uygun bulmuyorum. İhtiyacım olmadan aldıklarım genelde özel parçalar oluyor ki onları da zamanı gelince kullanıyorum.

Bu iş biraz da yazmadan, çizmeden, üretmeden duramamakla ilgili. Her kitap tanıtım postu paylaşarak edebiyat parçalayanların, kitap kurdu olduğunun, edebiyattan anladığının garantisi olmadığı gibi her, afilli kırtasiye ürünü paylaşan kişiler de  normal zamanlarda kalem ve defterle hiç işi olmayan insanlar olabilir.

Bu yazı dizisinde, düzinelerce üründen bahsetmek yerine her birinin manevi değeri olan defterlerimden bahsetmek istiyorum.

Kırtasiye aşkı

Piri Reis'in Dünya Haritasının 500. yıl dönümü için açılan sergide satılmak üzere özel bir koleksiyon yapılmıştı.
Dünyayı gezme hayallerim olduğunu bilen F.B de bana böyle güzel bir hediye almıştı.
Mıknatıs kapaklı defter, oğlak derisinden kitap ayracı, giriş kısmı gizli usb ve dolma kalemden oluşan bir setin her birinin üzerine Piri Reis'in Dünya Haritası basılmış.
Defter hariç az da olsa diğerlerini kullandım. Defteri ise uzun bir gemi yolculuğuna saklıyorum. Seyir defterim olmasını istiyorum.
Kitap ayracı deri olduğu için hava ısısına göre şekil alıyor. Zarar görmesini istemediğim için dış ambalajını takmak zorunda kaldım. Usb ise kullanmaktan yıpranmış. Ziyanı yok. Hepsi kullanmak için var zaten.

Hadi itiraf et. Senin içinde de küçük bir kırtasiye canavarı yatıyor değil mi kıymetli okuyucu?

                                                       乇.ノ

2018/10/21

HAİN BİR VESİKA



ayrılık


Renksiz evler
Yalın ayak sokaklar
Ve yas rengi cennet
Bülbüllü akşamlar
Ve hain bir gece
Sana inat
Gökkuşağı açacak dallarım...


                                                           乇.ノ̇

                                                 


                                                                                                       

2018/09/23

DÜNYANIN TÜM ZAYIF İNSANLARINA: ''ÖLÜN ARTIK''


bezdum da bezdum


Hey Sen!
Yiyip yiyip kilo al(a)mayan,
Bağırsağındaki kurtlarla hızlı sindirim için en az 50 yıllık sözleşme yapan,
Ay ben ekmeksiz doymam diyerek makarna ve bilumum karbonhidrat depolarını gece dahi yiyebilen,
Gizli gizli spor yapan,
Troit sorunu yaşayıp çok terleyen,
Agresiflikten, fesatlıktan yahut her şeyi kafaya takmaktan yağları eriyen,
Yediklerinin üstüne semer versen yiyen,
My 600 lb life'ı vakit öldürmek için  izleyen,
Evet sana diyorum, 36-38 beden arası, zayıf, sıska kişilik.
Sen ve senin gibi Safinaz'ların yer yüzünden silinip gitmesini, tüm kiloluların, ödemlilerin, tombulların âri ırk olarak dünyaya hükmetmesini diliyorum.
Söylesene bana, zayıf insan ne işe yarar ha? 
Hastalıklı mısın yoksa sen? 
O yüzden mi böyle çöp gibisin? 
İki kilo bir şey taşı desek yere çakılırsın. Ben sana diyim çok zayıflık iyi bir şey değil. 
Hem, rüzgarda nasıl yürüyorsun ya sen?" derken, aslında kalbinden geçen:
( Zayıflayamadığım, kilomu, yediklerimi kontrol edemediğim ve su içsem yaradığı için seni o kadar kıskanıyorum ki iki çocuklu kocaman kadın nasıl böyle fit kalabiliyor diye olur olmadık zamanlarda kafama takıp gece gündüz sana kötü enerji yolluyorum. )


zayıf insanlar ölün


Zayıf insanlara kafayı takan arkadaşlara sesleniyorum: Yapmayın bunu. Senelerdir ve özellikle bu yaz boyunca buna benzer cümleler duydum. O kadar rahatlıkla söylendi ki bu sözler yüzüme yüzüme en gamsız insan bile kırıldığımı fark edip utanır söyleyemezdi. Biraz düşünceli olun ya.
Bu zayıflar size n'etti arkadaşlar?
Hadi onlara saygınız yok anladım da bari iğne ucu kadar kendinize saygınız olsun.
Bazılarınıza patavatsızlıkta, Oxford'da kürsü filan açılsa az gelir be.
Biz hiç size patlayacan, az ye, yağ bidonu gibisin diyor muyuz?
Çok merak ediyorsanız söylüyorum: Gen ve metabolizma en büyük etken.
Durun hatta anlayacağınız dilden söyleyim size.
Vermeyince Mabud neylesin Ma(h)mut. Yaradan size vermemiş yok işte. Kabullenin artık.
Bezduk da bezduk...


                                                           乇.乃
                                                                                                         

2018/09/21

AFORİZMİK FAKİR EDEBİYATI

Düşen hep yerde mi kalır?

Max and mary

Evet, Düşen hep yerde kalır
Ağzında gümüş kaşıkla doğmamışsan, ne şansın sana gülmesini ne de kaderinin değişmesini bekle.
Nasıl başladıysan bu hayata öylece devam edersin.
Düştüğün yerden kalkacaksın belki ama elinden tutanın olmayacak.
Yazgının değişmesini ummak; fakir hayalinden başka bir şey değildir
Bekleme...


2018/09/12

BİR YILDIZ DAHA KAYDI... Rachid Taha Kimdir?

Özellikle 80 ve 90 neslinin aşina olduğu, benim de çok sevdiğim bir sanatçı hayatını kaybetti bugün.


Rachid Taha...
Öğrenciyken, özellikle geceleri müziğinin ayrı bir yoldaşlığı oluyordu.  Rai müziği ve cheb sanatçılar epey ilgimi çektiği için çokça dinlerdim kendisini Allah rahmet eylesin.

Rachid Taha, 1958 yılında Cezayir'in Oran şehrinde doğmuş ve 10 yaşında ailesi ile birlikte Fransa'ya taşınmıştır.
Cezayir'de bedeviler arasında doğan rai müziğini kullanan Taha'nın eserlerinde politik yönü hayli ağır basmaktadır. 
Rai müziği bir nevi protest müziktir. Rai müziği sanatçılarına ise cheb denir. İsimlerinin önüne cheb yazılır.

Rachid Taha'yı dünyaya tanıtan Ya Rayah isimli eseri olmuştur. Ülkemizde ise hem bu eserle hem de Cheb Khaled ve Faudel ile verdiği konserde ortak seslendirdiği, Abdülkadir eseri ile tanınmıştır. Bu konser ise daha sonradan 1,2,3 Soleils albümü olarak piyasaya sürülmüştür. 

Sevenlerine bir sürü güzel eser bırakıp gitti aramızdan. Dünyaya bir daha gelmez dediklerimden. Hoşçakal çocukluğumuzu, gençliğimizi şenlendiren adam.

                                              乇.乃


2018/09/09

YASANMIŞ BiR ÖYKÜ

aşk hikayesi


Hatır sorar akraba ile rastlaştık kalabalık bir mecliste.
Kısa hal hatır faslından sonra sıra çocuklara geldi ayak üstü sohbetimizde.
Uzun uzun temenniler sonu,
"Hayırlı olsun üçüncü olmuş adı ne dedim?"
"Nergis koyduk adını." dedi.
Ardından derin ve soğuk bir sessizlik geldi.
Nergis...
Hatır sorar akraba aşık olmuş Nergise.
Fakir diye layık görmemişler kızı buna.
Nergis, şehre, zengin akrabanın dubleks evine gelin gitmiş.
Bizim hatır sorar ise tüm acısıyla kendini başka şehirlere vurmuş.
Kader bu tecelli edecek ya, Nergis'in kocası da sevdiğinden ayrılıp evlenmiş miras korkusuna Nergisle.
Bir çocukla birkaç sene anca tahammül etmişler birbirlerine. Boşanmışlar sonra.
Kocası sevdiğiyle evlenmiş, çocuğu da annesinden almış.
Nergis hem dubleks yuvasından hem de evladından olmuş böylece.
Köyde, zengin sever ailesiyle ve bir de derdiyle baş başa yaşarmış.
Zamanında evlenen hatır sorarın, üç kızı olmuş. Birinin adını Nergis koymuş.
Öyle ya kızlarını hiçe sayıp kavuşamadığı aşkına koşacak hali yok  ya...


                                                           
                                                         乇.乃
                                                                                                                    
Tasarım:Sawako Kuronuma